' Chatlack Kız ' || FORUM SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ || ' Eda '

chatlack kız eda
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yok öLe ßir Aşk :(

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mei

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 50
Yaş : 36
Nerden : ÇoRLu
Kayıt tarihi : 18/02/09

MesajKonu: Yok öLe ßir Aşk :(   Çarş. Şub. 18, 2009 10:26 pm

ArkadaşLar Özür DiLerim ßiraz Uzun ßi Yazı Ama Gerçekten Okunması Gerek ßi Aşk No


Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu >öbürü
mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra bir kere bir kere bir kere >daha
karşılaşabilmek için hep aynı saatte aynı duraktan aynı otobüse >bindiler.
Gençtiler çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti >bulmaları biraz zaman
aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah >otobüse bindikleri semtte
oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında >kaldığı için o duraktan binmişti
otobüse kız ise ablasında.... Sırf >birbirilerini görebilmek için her sabah
erkenden evlerinden çıkıp şehrin >öbür ucundaki o durağa onların durağına
geldiklerini gülerek itiraf >ettiler bir süre sonra...>>Okullarını bitirince
hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... >Bazen işsiz bazen parasız
kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki >yürekleri ve elleri hiçbir şeyi
umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri >günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü
bir mimar olduklarında da hep >mutluydular. Zaman aşımına uğrayan
alışkanlıklara yenik düşen banka >hesabında para kalmadığı için ya da tam
tersine o hesabı daha da kabarık >hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren
sevgilerden değildi onlarınki... >Günler günleri yıllar yılları kovaladıkça
sevgileri de büyüdü büyüdü... >Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu
bir tedavi sürecine rağman >çocuk sahibi olmayınca "bütün mutlulukların bizim
olmasını beklemek >bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk
yerine >sevgilerini büyüttüler... "Senin için ölürüm" derdi kadın sımsıkı
sarılıp >adama ve adma "Hayır ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi
hep...>>Bazen eve geldiğinde aynanın üzerinde bir not görürdü kadın "Bir
tanem >kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka
bir >not olurdu "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın
>unutma" Mutfaktaki masadan salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya
>koşturan kadın sonunda kimi zaman bir demet çiçek kimi zaman en sevdiği
>çikolatalar kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı
>hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....>>Hayat ne kadar hızlı akarsa
aksın işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep >birbirlerine ayıracak zaman
buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların >ortalarına geldiklerinde daha az
çalışmaya karar verdiler. Adam >hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta
kabul etmeye başladı. Kadın da >mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel
projelerde görev aldı.>Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde
dolaşırken harap >durumda bir ev gördü kadın üzerinde "satılık" levhası asılı
olan. "Ne >dersin bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır harika
bir ev >yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan martıları
>kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin >de
ben hiç hayır diyebilirmiyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp
>kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun burası
>bizimdir artık....">>Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde
ayrılmaları zor oldu >adam Amerika'ya giderken. Her gün her saat konuştular
telefonla.>Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra
>kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu
>görünmüyor konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için sahildeki evi
>hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap >aldı:
"Canım o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut...">>Mutsuzluk
mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı daha da >çekilmez gelir. Kadın
hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini >söylemesi için yalvardı adama
"Senin için ölürüm biliyorsun ne olur >anlat" diye dil döktü boş yere...
Yıllardır sevdiği adam duyarsız ve >sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki.
Ona ulaşmaya çalıştıkça beton >duvarlara çarpıyordu kadın her çarpmada daha
fazla kanıyordu yüreği...>>Bir gün çocukluğunun gençliğinin ve bütün hayatının
birlikte geçtiği >arkadaşına dert yanarken "Artık dayanamıyorum sana söylemek
zorundayım" >diye sözünü kesti arkadaşı. "O seni aldatıyor. İş yerimin tam
karşısındaki >restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş
dolaş >biniyorlar arabaya...." "Sus sus çabuk duymak istemiyorum bu yalanları"
>diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını kendisini kıskanmakla >suçladı....
Ertesi gün öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye >sindi sessizce
ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... >Kocasının eskiden aynı
hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı >hemen. Bazen evlerinde
ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü >adamın...>>Akşam kocası eve gelir
gelmez bazen bağırıp bazen ağlayarak bazen ona >sımsıkı sarılıp bazen de
yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar >etmedi adam. Zamanla duyguların
değişebildiği insanların orta yaşa >geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir
şeyler geveledi ağzında ve >bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken "son
bir kez kucaklamak >isterim seni" diyecek oldu ama kadın "defol" dedi
nefretle...>>İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son
bulmasına>kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı
kadın.>Adamın sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen
yalnız >kaldığında onu hala sevdiğini hissedince ağlama nöbetleri geçiriyor
>aşkın yerini en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin kalması için >dua
ediyordu.>>>Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile
kadının >derdine çare olamamıştı. Bir sabah ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı.
>Kapıyı açtığında karşısında o kadını gördü. "Sen buraya ne yüzle >geliyorsun"
diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen içeri girmeme >izin ver mutlaka
konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın. Kanepeye ilişti >ve zor duyulan bir
sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi >değil aslında. Çok üzgünüm
ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika'daki >kongre sırasında öğrendi
hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü >kaldığını. Buna dayanamayacağını hep
söylediğin gibi onunla birlikte ölmek >isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden
uzaklaştırmak için benden sevgilisi >rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber
vermedi. Birlikte Amerika'ya >yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk
karşılaştığınız otobüs durağının >karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve
kurtulacağına inanıyordu ama >olmadı. Gece fenalaşmış bakıcısı beni aradı son
anda yetiştim. Sana bu >kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaşları
durduramayacağını >biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline
tutuşturulan kutuyu >açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir
sürü kağıt >duruyordu kutuda. İlk kağıtta "Lütfen bütün notları sırayla oku bir
tanem" >diyordu... Sırayla okudu "Seni çok sevdim" "Seni sevmekten hiç
>vazgeçmedim" "Senin için ölürüm derdin hep doğru söylediğini bilirdim."
>"Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." >"Benim
için yaşayacaksın anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken kutuda >bir anahtar
olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:>>"Sahildeki evimizi
senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta >martılarla kahvaltı
ederken ben hep seni izliyor olacağım...."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Yok öLe ßir Aşk :(
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
' Chatlack Kız ' || FORUM SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ || ' Eda ' ::  Aşk Penceresi  :: ♥ AŞK ÖYKÜLERİ ♥-
Buraya geçin: